-
SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!
-
ALACAHÖYÜK
(ARİNNA) ÖREN YERİ
-
Anadolu’nun tarihi
coğrafyasında emeği büyük olan W.RAMSEY’de
WİLSON ile birlikte 1881 yılında höyüğü inceleyerek birkaç yeni kabartmayı
daha önce bilinenlere eklemişlerdir. 1893 yılında ise E. CHANTRE
Anadolu’ya geldiğinde ilk olarak höyüğe gelmiş ve o de sfenkslerin
arasındaki dört köşe dehlizi ve onun gerisindeki ikinci kapıyı ve kapının
sövelerini ortaya çıkartmıştır. Kabartmaların
mülajını alan Chantre, kabartmaların
konularına bakarak, perrot gibi burasının bir
saraydan ziyade mabet kapısı olabileceğini ortaya atmıştır. Sfenksli
kapının güneyindeki aslanları da inceleyen Chantre
birinin üzerindekinin Frig yazısı olduğunu
Ramsey’in yazısından sonra
kuvvetlendirilmiştir. Daha sonra 1906 yılından beri Boğazköy’de çalışan H.WİNCKLER,
Makridi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzesi
Müdürü Halil Ethem Bey’in teklifi üzerine
Höyük’te araştırma yapmaya karar verirler.1907 yılında
Makridi Bey Sfenksli kapıda yaklaşık 15 gün
süren bir çalışma yapmış, bu çalışma sonucunda kapı önünde birkaç yeni
ortostad daha bulmuştur. Höyük üzerinde de
birkaç yerde sondaj çalışması yaptıktan sonra, höyüğün kuzey eteğindeki
poterni göstererek Boğazköy’deki
poternle karşılaştırmıştır.Höyük’te gerçek
anlamda ilk sistemli kazılar, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün milli
kazılar dönemini başlatması üzerine 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına
Hamit Zübeyr KOŞAY,
Remzi Oğuz ARIK ve Mahmut AKOK tarafından gerçekleştirilmiş olup, 1983
yılına kadar sürdürülmüştür. Bu tarihten itibaren ara verilen kazılarak
1997 yılında Prof.Dr.Aykut ÇINAROĞLU
tarafından tekrar başlanılmıştır.Yapılan araştırmalar ve kazılar sonucunda
Alacahöyük’ün Kalkolitik çağdan günümüze kadar
kesintisiz olarak iskana sahne olan höyükte 4 kültür katı
tesbit edilmiştir. Kalkolitik, Eski Tunç,
Hitit ve Frig dönemlerini kapsayan bu katlar
kendi aralarında 15 ayrı mimari tabakaya ayrılmaktadır. Buna göre;
-
Mezarlar yetişkin erkek
ve kadınlara aittir. Bu mezarlara çocuk ve bebek gömülmemiştir. Ayrıca bu
mezarlarda birden fazla gömüye rastlanılmamıştır. Orta Anadolu’daki diğer
mezar tiplerinin aksine Alacahöyük’te hem
mezarların hemde ölülerin istikametinde bir
birlik vardır. Ölü hediyeleri Eski Tunç Çağında Ege ve
Önasya’da bilinenlerin en zengini ve
çeşitlisidir. Bugüne kadar benzerlerine diğer kültür bölgelerinde
rastlanmayan güneş kursları, geyik ve boğa heykelleri her türlü süs
eşyaları, kama, kılıç, balta gibi savaş aletleri, pişmiş toprak, taş,
altın, gümüş, tunç , bakır ve elektrondan yapılmış olarak ele geçmiştir.
-
Eski Tunç Çağındaki
Alacahöyük mimari sistemi Anadolu’nun özgün
yapı tekniğinde yani taş temel üzeri kerpiç örgülü , duvar ve tabanlar
sıvalı, tavanlar düz dam toprak çatılıdır.
Alacahöyük’ün şu an görülebilir kısmını oluşturan Hitit tabakaları
3 yapı katından oluşmaktadır. Bu dönemde 250 m. çapında daireye yakın
şeklindeki höyüğün kenarında bir savunma sistemi oluşturulmuş olup,
savunma sistemi üzerinde şehre girişi sağlayan iki ana kapının varlığı
tesbit edilmiştir. Bunlardan biri
güneydoğudaki sfenksli kapı, diğeri höyüğün batısındaki
poternli kapıdır. Höyük’te olası şehrin dinsel
kapısını oluşturan güneydoğudaki sfenksli kapıda, iki sfenks yer
almaktadır. 2metreden yüksek olan ve monolit
taş lentoları üzerine yontulmuş olan sfenks
protomlarında başlar dikkati çekmektedir. Her
iki sfenksde de Hotor
şeklindeki saç alın üzerinden başlayıp omuzlardan inerek saç uçları önde
helezon şeklinde bitmektedir. Dışarı taşkın, şişkin gövdeli sfenksler
ayrık ve kısa bacaklar üzerinde durmaktadır. Doğu taraftaki sfenksin iç
yüzünde pençelerinde tavşan taşıyan çift başlı kartal ve üzerinde şehrin
içine doğru yönelik uzun giysili olası bir tanrıçanın ayakları ve
eteğinden bir kısmı korunmuş durumdadır. Sfenksli kapının doğu ve
batısında yer alan kulelerin altında bulunan kabartmalar çok hafif bir
şekillendirmeyle alçak kabartma tekniğinde işlenmiş, ayrıntılar plastik
olarak verilmiştir. Batı kulesi ortostatlarının
hemen hemen hepsi tüm bir friz olarak izlenir.
Bu kısımda altta kült-libasyon konularının ve
üst sırada ise ev sahnelerinin betimlendiği görülmektedir. Fırtına tanrısı
onuruna kutlanan ve Hitit dini metinlerinden de bilinen bayram
törenlerinde baş rahip ve rahibesi olan kral ve kraliçe burada boğa
karşısında dua pozisyonunda gösterilmiş olup, bunu izleyen kabartmalarda
törenin diğer bölümleri betimlenmiştir. Doğu kulesinde de oturan tanrıça
önünde dua eden şahıslar kült törenlerinin devam ettiğini gösterirler.
Sfenksli kapıdan içeri girip, giriş kompleksini
geçtikten sonra sağ tarafta mabet-saray olarak tanımlanan büyük bir
Hitit yapısının temelleri görülmektedir. Bu yapı çeşitli depo odaları ve
diğer komplekslerden oluşmaktadır. Alacahöyük
kazıları, Orta Anadolu’nun kuzey bölgesinin kesintisiz
stratiğrafisini veren tek merkez olması ve
özellikle 13 kral mezarı ile Eski Tunç dönemine,
monimental mimari kalıntılarıyla Hitit dönemine ışık tutması
açısından dünya arkeoloji litaretüründe önemli
bir yere sahiptir.